Türkiye Cumhuriyeti

Londra Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Londra Büyükelçimiz Sayın A. Ünal Çeviköz’ün 18 Mart Şehitler Günü Vesilesi Ile Gerçekleştirdiği Konuşma, (brookwood Şehitliği, 18 Mart 2014) , 19.03.2014

Türk toplumunun değerli üyeleri,

Saygıdeğer basın mensupları,

Sevgili meslektaşlarım,

Bugün 14 havacı subayımızın kabirlerinin bulunduğu Brookwood Şehitliği’nde Çanakkale Deniz Zaferi’nin 99. yıldönümünü ve Şehitler Günü’nü anıyoruz.

Türk askeri, müttefik kuvvetlerin donanmalarını 18 Mart 1915’te yenilgiye uğratmış, 1915 yılının sonlarına kadar süren kara muharebelerinde ise Ulu Önder ve eşsiz komutan Mustafa Kemal Atatürk’ün kumandasında düşmanı Çanakkale’den çekilmeye mecbur bırakmıştır.

1911 yılında kurulmuş Hava Kuvvetlerimizin temeli gerçek anlamda Çanakkale Muharebelerinde atılmış, cesur pilotlarımız başarılı keşif uçuşlarıyla müttefik donanmanın 18 Mart taarruzunun zamanlıca farkedilmesine yardımcı olmuşlar, Türk ordusunun kara muharebelerindeki başarısına kaydadeğer katkılar sağlamışlardır.

Ulusumuz sadece Çanakkale muharebelerinde 250.000’i aşkın zayiat vermiş, gelecekte ülkenin gelişmesinde önemli roller oynayabilecek eğitimli bir kuşak canını vatanının bağımsızlığı uğrunda feda etmiştir. 1915 yılında o dönemdeki en güçlü ordulara karşı alınan bu zaferle Türk milleti, birlik ve beraberlik içinde ülkenin dört bir yanından genci, yaşlısı, kadını ve erkeğiyle verilen ve 1923’e kadar süren varoluş mücadelesinde daima ayakta kalacağını göstermiştir.

 Genç Cumhuriyet, yıkılmış ve yorgun düşmüş ülkesini baştan aşağı imar ederek ayağa kaldırmaya çalışırken başta Çanakkale olmak üzere on yıl boyunca çeşitli cephelerde şehit düşen gençlerinin anılarını daima hafızasında taşımış, ancak yas tutmak yerine onların fedakârlıklarına layık olacak şekilde çalışmaya ve bayrağı onlardan devralacak yeni bir eğitimli kuşağı yetiştirmeye koyulmuştur.

İşte Brookwood’da aziz hatıraları önünde saygıyla eğildiğimiz şehitlerimiz bu kutsal çaba uğruna hayatlarını ortaya koyan bir kuşağın temsilcileridirler. Genç Cumhuriyetin 1940’lı yıllarda kısıtlı olanaklarıyla ve dişinden tırnağından artırarak yetiştirdiği bu kuşak, içinde ulusumuzun dinamizmini ve çalışkanlığını da muhafaza etmiş, daha sonraki dönemlerde gerek bölgesinin gerek üyesi olduğu NATO ittifakının en caydırıcı silahlı kuvvetlerinden biri olan Türk ordusunun nüvesini oluşturmuştur.

Ulusumuz, Çanakkale Muharebelerinden sonra Birinci Dünya Savaşı’nın çeşitli cephelerinden Kurtuluş Savaşı’na, Kore Savaşı’ndan Kıbrıs Barış Harekâtına, terörle mücadeleden dünyanın çeşitli köşelerindeki barış gücü harekâtlarına kadar birçok sahada sayısız kahramanlıklar sergilemiş, birçok şehit vermiştir. 40’ı aşkın diplomatımız Ermeni ve 17 Kasım örgütünün terörünün hedefi olmuşlardır.

Türk insanı, şehitlerini tehlikelere karşı zinde kalmak, daha iyi bir gelecek için çalışmak ve “Yurtta barış, dünyada barış” ülküsüne ulaşmak için anmayı ilke edinmiştir. İnsanımızın toplumsal hafızası kin ve nefret değil, her zaman dostluk ve barış yeşertmiştir.

Bugün de Türkiye ve İngiltere, Çanakkale Savaşları’nın 100. yıldönümüne yaklaştığımız bu dönemde aziz şehitlerinin hatıralarını kin ve nefret temelinde değil, gelecekteki kuşaklara umut aşılamak için birlikte anmaya karar vermişlerdir. İçinde bulunduğumuz yıl, milyonlarca insanın yaşamını etkileyen Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcının yüzüncü yıldönümünü de içermektedir. Bu vesileyle, dünyanın neresinde olursa olsun benzeri acıların yaşanmasını engellemek için daha sorumlu davranmak adına büyük acılardan gerekli dersleri çıkarmak en büyük erdem olacaktır.

Çanakkale Muharebelerinde savaştığımız Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri, ülkelerine döndüklerinde topraklarını savunan bir ulusa karşı neden savaştıklarını sorgulamışlar ve ulusal bilinçlerini oluşturmaya başlamışlardır. O tarihten bu yana bize binlerce kilometre uzakta olan bu milletlerle benzersiz dostluk ilişkileri kurulmuştur.

Türk askeri canını düşünmeksizin makineli tüfeklere karşı süngü hücumuna koşarken kalbinde gelecek kuşakların daha iyi bir yaşam sürmesi inancını ve umudunu taşımıştır. İngiltere’den Myanmar’a, Mısır’dan Hindistan’a çeşitli esir kamplarında şehit düşen subaylarımız belki de birkaç gün içinde kendini öldürecek tifüs ya da kolerayı düşünmeden askerine okuma yazmayı, bir el zanaatını ya da bir müzik aleti çalmayı öğretmeye devam etmiştir.

Türk insanının şehit düştüğü her toprak parçasında bir insanlık dersi, bir fedakârlık örneği ve bir kahramanlık öyküsü vardır. Bizlere düşen aziz şehitlerimizin uğrunda canlarını feda ettikleri idealleri yaşatmak ve bu uğurda çalışmaktır.

Burada, İkinci Dünya Savaşı sırasında şehit olan 14 havacı subayımızın ve Osmanlı İmparatorluğu zamanında askeri eğitim almak üzere geldiği İngiltere’de şehit düşen bir subayımızın huzurunda tüm şehitlerimizin anılarına sahip çıkan ve geniş katılım gösteren sizlere teşekkürü borç biliyorum. Önümüzdeki yıl Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100. yıldönümünde toplumumuzun daha geniş şekilde katılım göstereceğine eminim.

Ayrıca, buradaki şehitliğimizin bakımını en iyi şekilde üstlenerek şehitlerimizin ruhlarını ferah tutan Silahlı Kuvvetler Ataşeliğimize de teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle, başta Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları olmak üzere, Türk ulusu ve vatanı uğruna hayatlarını feda eden bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve şükranla anıyor, aziz hatıralarının önünde saygıyla eğiliyorum.

Ruhları şad olsun!